GÜNAYDIN, UMUT YÜKLÜ,SEVECEN, AHDE VEFALI,AZİMLİ,CESUR, DOST AŞKLARIM.!

AH CANLAR, NE OLDU BİLİYORMUSUNUZ.? NERDEN BİLECEKSİNİZ BEN SÖYLEMEDEN DÜÜÜMÜÜÜ...

CUMARTESİ AKŞAMI GEÇ VAKİT KAPIMIN ZİLİ ÇALDI, BİR DE BAKTIM Kİ, BENİM KUŞÇU, ELİNDE BİR KAFES, İÇİNDE BİR ŞEKER Mİ ŞEKER, İNANILMAZ GÜZEL BİR KUŞ.!
BU NE CİNS KUŞ EVLAT DEDİM.?
İNCOŞ ANNEM, TAM SANA YAKIŞIR SAĞLIKLI SULTAN PAPAĞANI.! AL SENİNDİR.! BENİM SANA HEDİYEM OLSUN, YETER Kİ SEN ÜZÜLME.!
HEM, ÜÇ DÖRT AYLIK, HEMDE HUYU SUYU TAM SENLİK DEMEZ Mİ.!
ALDIM ONU İÇERİYE...!
CİK, CİK ÖTSÜN DİYE.! 

SİZ BENİ O AN GÖRSEYDİNİİİİZZZZZ.!

SEVİNÇTEN ELLERİM AYAKLARIMA DOLANIR GİBİ OLDU, SONRA...AH DEDİM...YA BUNA DA BİR ŞEY OLURSA.! 
YOK ANNEM YOK...BAK GÖRECEKSİN HEMEN ALIŞACAK BU SULTAN SANA.!
VE, BAŞBAŞA KALDIK SULTAN BEBİŞLE...O BANA BEN ONA BAKIŞIYORUZ.! DEDİM Kİ ONA, BAK YAVRUM, GÜÇLÜ OLACAKSIN.! ÖYLE PISIRIK RÜZGARLARA, ÖYLE HER MİKROPLARA KARŞI PES ETMEYECEK,! ÖYLE KOLAYINA, YAŞAMDAN VAZGEÇMEYECEKSİN TAMAM MI,!? SEN İNCOŞ'UN CAN OĞLUYSAN.! HERŞEYE RAĞMEN AYAKTA DURACAK,! YAŞAMIN BOYNUNA ASILACAKSIN İNATLA.!
DUR, BEN SENİN ADINA DA UMUT CAN KOYAYIM Kİ...DAYAN HER OLUMSUZLUĞA, GÜÇLÜ KIL YÜREĞİNİ HAYAT'IN HER CİLVESİNE KARŞI.! TAMAM MI DEDİM VE KAFESİN KAPAĞINI AÇTIM...
PARMAĞIMI UZATTIM ŞEFKATLİ BARIŞ VE SEVGİ DUYGULARIMLA EN YOĞUN HALLERİYLE, GEL DEDİM, BANA GÜVEN OĞLUŞUM....
BAKTIM, DIŞARIYA GELDİ...BADİ PARMAĞIMLA BAŞINI OKŞAR GİBİ YAPTIM...
MÜSADE ETTİ AMA SINIRLI...
BAKTIM ODAYI VE BENİ TANIMAYA ÇALIŞIYOR...YALNIZ TÜM GÜN YEM YEMEDİ....AMA, AKŞAM BAKTIM Kİ, YEMİNİ SUYUNU YİYOR İÇİYOR...
HADİ DEDİM EVLAT, SEN BANA, BEN SANA HOŞGELDİK.!
DAHA SONRA,İNTERNETTEN BİLGİ TARAMAYA BAŞLADIM VE BU SİTEYİ BULUP ÜYESİ OLDUM.
http://www.papaganim.net/
BİLGİ ALIŞ VERİŞLERİ VERİMLİ SEVECEN...
DOĞA AŞIKLARI BURADA Kİ DOST CANLAR...
İSTERSENİZ BİR GEZİNİN DERİM...

ŞİMDİLİK HERŞEY YOLUNDA, CAN OĞLUMUN KEYFİ İYİ.!
DAHA DA İYİ OLACAK HİSSEDİYORUM.!
BİRBİRİMİZE YOLDAŞ,BİRBİRİMİZE ŞANS VE UMUT OLACAĞIZ.!
CİCİ OĞLUŞUM CAN ÇOCUK VE BEN UMUT KUŞUNUZ İNCOŞ,
HERBİRİNİZE EN DERİN SEVGİLERİMİZİ SAYGILARIMIZI SUNUYORUZ CAN KUŞLARIM.!
İNCİ % POLYANNA

BU YÜKÜ NASIL TAŞIMALI
Hamalsan iki şey önemli senin için: Yük ve yol...
Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, ücret mevzu bahis oluyor.
Aksi olursa, cereme çekiyorsun.! Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola çıktık.
İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise bir kaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği... Diyordum ki içimden "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!.."
Nitekim, çok geçmeden dedi ki:
"Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!..."
"Ne molası", dedim ona hayretle. "Ben daha terlemedim!.."
Sözüme aldırmadı. Durdu. Çöktü. Salarken yükünün ipini,
"Sen de dinlen hadi" dedi.
Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum. O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum. Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında...
"Yükünü indirip sen de dinlen", demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım. Sonra yine durdu. Bana da "dinlenmemi" söyledi yine ama onu dinlemedim, dinlenmedim.
Yarım saat sonra "dinlenelim mi" diye sordu, aksi aksi başımı salladım...
Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım... Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek; "Hadi kalk", dedi. "Bana yaslan. Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz."
Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana.
"Ben yılların hamalıyım", dedi. "Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda... Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait... Halbuki bir yükü "taşımak" bizim işimiz, "altında ezilmek" değil!.. Unutma ki bir yük taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun.! Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma... Akşamları bırak ve hafifle... Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü.Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil. Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler var...
Kanatsız meleğim, mailime göndermiş...
KENDİLERİ ÇALIP, KENDİLERİ OYNAYANLAR
Etliyle... sütlüyle... tatlıyla beslenenler
Bilemezler senin kıymetini.
Taş çatlasa da onlara açtıramazsın
Çiftliklerinin pencerelerini...
İlgi alanlarında senin gibiler yok
Sen yoksun...
Bunu anlamalısın artık
Zaman ayıramazlar sana!
Onların gözleri hep yukarılarda
Bel büküp
Gerdan kırarken
Padişaha... sultana
Seni tanırlar mı hiç?
İşin aslını sorarsan
İplerinin uçları
Başkalarının ellerinde
Onların kendilerini kral zannetmelerine
Sen hiç aldırma!
Boş umutlarla
Yersiz beklentilerle
Seni insan yerine
Koymalarını bekleme...
Kapalı kapıların adamlarına
Yüzlerce mektup yazsan
Görüşmek ya da konuşmak istesen
Tek bir cevap dahi alamazsın...
Aman ha dikkatli ol
Üstüne üstlük
Şımartırsın onları
Kendilerini bir şey zannederek
Tepeden bakarlar sana!
Onlar birbirlerinin sırtlarını
Sıvazlamayı severler...
Sana sadece
Konuştuklarını "imrene imrene" dinlemek
Yazdıklarını "göklere çıkararak" övmek
Yaptıklarını "alkışlarla" ödüllendirmek düşer...
Zaman kaybedip
Başka şeyler düşünerek
Kendini oyalama.
Üzeyir Lokman ÇAYCI