10/12/2007 - En büyük makam, en büyük hak çalışanlara ait olacaktır.! MUSTAF
Halkçılık, toplumsal düzenin çalışmasına, hukukuna dayandırmak isteyen bir sosyal sistemdir. Efendiler biz bu hakkımızı korumak, istiklâlimizi emin bulundurabilmek için genel kurulumuzca, milli kurulumuzca bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı milletçe savaşmayı gerekli gören bir yolu takip eden insanlarız.!
İç siyasetimiz de ilkemiz olan halkçılık, yani milletin bizzat kendi geleceğine sahip olması esası anayasamız ile tesbit edilmiştir.!
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
GÜNAYDIN
GÜNAYDIN, UMUT YÜKLÜ,SEVECEN, AHDE VEFALI,AZİMLİ,CESUR, DOST AŞKLARIM.!
AH CANLAR, NE OLDU BİLİYORMUSUNUZ.? NERDEN BİLECEKSİNİZ BEN SÖYLEMEDEN DÜÜÜMÜÜÜ...
CUMARTESİ AKŞAMI GEÇ VAKİT KAPIMIN ZİLİ ÇALDI, BİR DE BAKTIM Kİ, BENİM KUŞÇU, ELİNDE BİR KAFES, İÇİNDE BİR ŞEKER Mİ ŞEKER, İNANILMAZ GÜZEL BİR KUŞ.!
BU NE CİNS KUŞ EVLAT DEDİM.?
İNCOŞ ANNEM, TAM SANA YAKIŞIR SAĞLIKLI SULTAN PAPAĞANI.! AL SENİNDİR.! BENİM SANA HEDİYEM OLSUN, YETER Kİ SEN ÜZÜLME.!
HEM, ÜÇ DÖRT AYLIK, HEMDE HUYU SUYU TAM SENLİK DEMEZ Mİ.!
ALDIM ONU İÇERİYE...!
CİK, CİK ÖTSÜN DİYE.!
SİZ BENİ O AN GÖRSEYDİNİİİİZZZZZ.!
SEVİNÇTEN ELLERİM AYAKLARIMA DOLANIR GİBİ OLDU, SONRA...AH DEDİM...YA BUNA DA BİR ŞEY OLURSA.!
YOK ANNEM YOK...BAK GÖRECEKSİN HEMEN ALIŞACAK BU SULTAN SANA.!
VE, BAŞBAŞA KALDIK SULTAN BEBİŞLE...O BANA BEN ONA BAKIŞIYORUZ.! DEDİM Kİ ONA, BAK YAVRUM, GÜÇLÜ OLACAKSIN.! ÖYLE PISIRIK RÜZGARLARA, ÖYLE HER MİKROPLARA KARŞI PES ETMEYECEK,! ÖYLE KOLAYINA, YAŞAMDAN VAZGEÇMEYECEKSİN TAMAM MI,!? SEN İNCOŞ'UN CAN OĞLUYSAN.! HERŞEYE RAĞMEN AYAKTA DURACAK,! YAŞAMIN BOYNUNA ASILACAKSIN İNATLA.!
DUR, BEN SENİN ADINA DA UMUT CAN KOYAYIM Kİ...DAYAN HER OLUMSUZLUĞA, GÜÇLÜ KIL YÜREĞİNİ HAYAT'IN HER CİLVESİNE KARŞI.! TAMAM MI DEDİM VE KAFESİN KAPAĞINI AÇTIM...
PARMAĞIMI UZATTIM ŞEFKATLİ BARIŞ VE SEVGİ DUYGULARIMLA EN YOĞUN HALLERİYLE, GEL DEDİM, BANA GÜVEN OĞLUŞUM....
BAKTIM ODAYI VE BENİ TANIMAYA ÇALIŞIYOR...YALNIZ TÜM GÜN YEM YEMEDİ....AMA, AKŞAM BAKTIM Kİ, YEMİNİ SUYUNU YİYOR İÇİYOR...
HADİ DEDİM EVLAT, SEN BANA, BEN SANA HOŞGELDİK.!
DAHA SONRA,İNTERNETTEN BİLGİ TARAMAYA BAŞLADIM VE BU SİTEYİ BULUP ÜYESİ OLDUM.
BİLGİ ALIŞ VERİŞLERİ VERİMLİ SEVECEN...
DOĞA AŞIKLARI BURADA Kİ DOST CANLAR...
İSTERSENİZ BİR GEZİNİN DERİM...
ŞİMDİLİK HERŞEY YOLUNDA, CAN OĞLUMUN KEYFİ İYİ.!
DAHA DA İYİ OLACAK HİSSEDİYORUM.!
BİRBİRİMİZE YOLDAŞ,BİRBİRİMİZE ŞANS VE UMUT OLACAĞIZ.!
CİCİ OĞLUŞUM CAN ÇOCUK VE BEN UMUT KUŞUNUZ İNCOŞ,
HERBİRİNİZE EN DERİN SEVGİLERİMİZİ SAYGILARIMIZI SUNUYORUZ CAN KUŞLARIM.!
İNCİ % POLYANNA
BU YÜKÜ NASIL TAŞIMALI
Hamalsan iki şey önemli senin için: Yük ve yol...
Ancak sırtına aldığın yükle bu mesafeyi aşabilirsen, ücret mevzu bahis oluyor.
Aksi olursa, cereme çekiyorsun.! Bunu düşünüyordum. Yanımdaki hamalla yola çıktık.
İhtiyardı. Kendinden büyük bir yük almıştı. Benim sırtımda ise bir kaç bavul vardı sadece, onunkinin çeyreği... Diyordum ki içimden "Çok gitmeden kıvrılırsa titreyen bacakları, yüklenirim sırtındaki yükün yarısını!.."
Nitekim, çok geçmeden dedi ki:
"Mola vakti. Gel biraz dinlenelim!..."
"Ne molası", dedim ona hayretle. "Ben daha terlemedim!.."
Benim canım sıkılmıştı bu işe. Genç olduğumu, ondan kuvvetli olduğumu, bunun gibi bir bunakla yola çıkmamın ne büyük hata olduğunu düşünüyordum. O ihtiyar, bir bacağını azıcık uzatmış halde sessizce dinleniyorken, ben huzursuz bir şekilde ayakta dolanıyordum. Bir saat kadar sonra yine durdu, oturdu, dinlendi. Ben kızgınlıkla dolandım etrafında...
"Yükünü indirip sen de dinlen", demesine aldırmadım, ona daha çok kızdım. Sonra yine durdu. Bana da "dinlenmemi" söyledi yine ama onu dinlemedim, dinlenmedim.
Yarım saat sonra "dinlenelim mi" diye sordu, aksi aksi başımı salladım...
Kaçıncı molasıydı hatırlamıyorum, birden bire dizlerimin bağı çözüldü. Kafamın içinde uçuşan kara kara sinekler sustu, çöküp kaldım. Kayış kolumdan çıktı, sırtımdaki bavullar kaydı. Ne kadar zaman geçtiğini fark etmedim. Uyumuştum da uyandım mı, yoksa bayılmıştım da ayıldım mı anlamadım... Baktım kendi kocaman yükünün üzerine benim bavullarımı da bağlamıştı. Küçük tasına birazcık su koyup dudağıma dayadı, içtim. Sonra koluma girerek; "Hadi kalk", dedi. "Bana yaslan. Ağır ağır gider ve bir süre sonra gene dinleniriz."
Dediğini yaptım. Omzundan güç aldım, ama asıl anlattıkları iyi geldi bana.
"Ben yılların hamalıyım", dedi. "Nice pehlivan yapılı adamlar gördüm. Çoğu, dinlenmek istemediklerinden yükleriyle birlikte kendilerini de toprağa serdi sonunda... Yolda gördüğümüz saçılmış kuru kemiklerin çoğu, anlattığım bu insanlara ait... Halbuki bir yükü "taşımak" bizim işimiz, "altında ezilmek" değil!.. Unutma ki bir yük taşıdıkça ağırlaşır. Dinlenerek sen yükünü hafifletiyorsun.! Belki günün birinde hamallığın şekli değişir. Belki o günleri ben göremem. Ama sen kavuşursan o zamanlara, aman ha, kafanın içinde de sakın yük taşıma... Akşamları bırak ve hafifle... Sabah dinlenmiş olarak yeniden tekrar taşırsın yükünü.Bizim işimiz, bugünü yarına taşımak, bugünün altında yok olmak değil. Çünkü yarınlarda bizi bekleyenler var, taşıdıklarımızı bekleyenler var...
7/12/2007 - Sabır acıdır, fakat meyvesi tatlıdır. ARİSTOTELES
Yabancılardan insaf ve merhamet dilenerek,
Devlet ve Memleket işleri yürütülemez.!
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
GÜNAYDIN
GÜNAYDIN BİRİCİK CAN KUŞLARIM.!
ÇOK ÜZGÜNÜM CANLAR ÇOK...PAPAĞANIM ÖLDÜ BİLİYORMUSUNUZ.?
DÜN SABAH UYANDIĞIMDA KAFESİNİN YANINA GİTTİM BİR GÖRDÜM Kİ EVLADIM BENİM, CANSIZ YERDE YATIYOR.
CİĞERİM YANDI CİĞERİM.! ALDIĞIMIZ YERİ ARADIM, ZATEN TANIYORUM O ÇOCUĞU ODA ÇOK ÜZÜLDÜ ANNEM DEDİ O BEBEKTİ, DEMEK YÜREĞİ ÇEKMEDİ VATANINDAN UZAK YERLERİ...
YA, BİR MİNİK PAPAĞAN YAVRUSU BİLE VATAN HASRETİYLE ÖLDÜ BENCE...
NE KADAR BEN KALBEN ANNE VASIFLARINI ŞEFKATLE ÖNÜNE, ÜZERİNE SERSEMDE...YENİ YERİNİ, YENİ MEKANINI BENİMSEYEMEDİ YAVRUCUĞUM...
ŞİMDİ BU AKŞAM ONUN YERİNE SÜPRİZ YAPACAKMIŞ, BANA GÖNLÜNDEN KOPAN BİR CAN YAVRU DAHA GETİRECEKMİŞ AMA PAPAĞAN DEĞİL,HEMDE VATAN'INA YANİ, BURDA DOĞMUŞ OLAN BİR YAVRU...NE GETİRECEĞİNİ SÖYLEMEDİ SÜPRİZ DEDİ.! KUŞCU ÇOCUK BENİM MANEVİ ÇOCUKLARIMDAN, UMUT ÇOCUKLARINDAN...
İŞTE BÖYLE CAN KUŞLARIM, UMUT KUŞU İNCOŞUNUZ BUNLARI YAŞADI DÜNLERDE...
KAÇ GÜN NET'İM BOZUKTU, NET'im OLDU, BU DEFA DA BLOG DA YİNE SIKÇA SORUNLAR VAR...YORUM YAZILMIYOR, BAZEN KOPUYOR VS.VS.VS...
NEYSE, BUGÜN DE UYANDIK HERŞEYE RAĞMEN, UMUTLA YAŞAMIN BOYNUNA SARILDIM, SARILDIK, SARILALIM LÜTFEN...
ÇÜNKİ, BİRİCİK BİZDEN BİRİCİK BUGÜNDEN BAŞKA YOK.!
5/12/2007 - Sabırlı kuş, bütün kuşlardan daha iyi uçar. MEVLANA
Halkçılık, toplumsal düzenin çalışmasına, hukukuna dayandırmak isteyen bir sosyal sistemdir.!
ATATÜRK ORATORYOSU
İHTİYARLAR KOROSU
Yol kapalı, yol uzun, tanyeri karanlık,
Yürür Atatürk elinde ışık..
Geceler mi çöktü? Karalar mı bastı?
Çatılar mı göçtü? Damlar mı yıkık?
Yetişir Atatürk imdâda o zaman,
Atatürk başta o zaman
İşte Atatürk o zaman büyük.
ANALAR KOROSU
Hey çelik göğüslü, kaya omuzlu!
Düşman binlerle, engel yüzbin!
Doruklar yüce, tepeler şahin,
Gene de onun buyruğu: İleri!
Yüreği, soluğu ileri..
Ordular, atılın ileri!
Kartallar sınırdan sınıra uçun!
Yiğitler, koşun ileri!
HALK KOROSU
Nasıl atıldındı düşmana acınla,
Ellerin kanda, kırılmış kaburgan.
Nasıl döğüştündü yenilmez gücünle,
İnmeden bir soluk atından.
Büyüktü savaşın, büyüktü ulusun da,
Bastığın toprak kahraman.
ANALAR KOROSU
Sana bağlandı gönüller o gün,
Baş kodu yoluna başı olan,
Sana eklendi sevgiler, saygılar,
Yüceydin, daha da yüceldin o zaman..
Atatürk bir destan oldu koskoca.
İHTİYARLAR KOROSU
Açıklar, açlar, yenikler, yitikler,
Bir uçtan bir uca çırpınan bir vatan.
İnişler, yokuşlar, göçüşler, çöküşler,
Kağnı kağnı ateş, oluk oluk kan.
Nineler dizlerini uzattı başına,
Analar saçlarını örttü üstüne,
Yorgun kanatları, omuzları kan.
Saf saftı ölüler meydanlarda,
Vurulmuş devlerdi açıkta yatan.
GENÇLER KOROSU
Göz seni görmeyince kör oldu o gün,
Bir seni bulmayan umutsuzdu.
Adını anmayan mutsuzdu,
İzinde yürüyen yol aldı o gün.
ANALAR KOROSU
Ömrün koskoca bir acıydı, Atatürk,
Kimse çekmedi sencileyin.
Baş baştı yüreğin, göz gözdü..
GENÇLER KOROSU
Karaydı geceler doğularca,
Bir sen güneşce gürledin.
İnanın dedin ulusa inanınca,
Güvenin dedin.
HALK KOROSU
Elele çıktık yola seninle,
Sen eğittin, biz eğittik seninle,
Ateşe, ölüme gittik seninle
İşte önümüz sonumuz seninle,
Ya varız ya yoğuz seninle..
GENÇLER KOROSU
Sen gel bize gene, Atatürk!
Yürü bizimle ölüme dirime,
Hep sen ol bizimle,
Kal bizimle,
Yürü bizimle,
Ara, bul bizimle,
Hep sen ol bizimle,
Atatürk...
SELAHATTİN BATU
Kaynak; şiirparkı.com
GÜNAYDIN
GÜNAYDIN BİRİCİK CAN KUŞLARIM.!
PAZAR GÜNÜ ÇOK GÜZELDİ ÇOK.! SİZİ ÇOK SEVİYORUM İNANIN.!
NE OLUR SİZLERDE SİZLERİ ÇOK SEVİN NE OLUR.!
SİZ BİRİCİKSİNİZ BİRİCİK.!SİZDEN BAŞKA BİRİCİK YOK.!
PAZAR GÜNÜMÜZ DE BİRİCİKTİ...
DOST, KARDEŞ, CAN KUŞLARIMIZ AŞKLARIMIZLA BİRLİKTE ÇOK GÜZEL BİR GÜNÜ, GÖNLÜMÜZÜN UNUTULMAZLARINA KUCAKLAŞARAK, HERŞEYE RAĞMEN, DOST DÜŞÜNCELERDEN UZAK OLANLARIN YÜREĞİNE DOST YAKINLIKLARINI YAZDIK.!
YAZABİLENLERE, DİLİNDEN, GÖNLÜNDEN DOĞANLARI,HEP SAĞLIKLI TUTABİLENLERE NE MUTLU.!
ŞU ÜÇ GÜNLÜK DÜNYADA, KENDİNİ BİLEBİLMEK, KENDİSİNİ, ÖN YARGISIZ, ÇIKAR VE MENFAATLERDEN ARITIP, ART NİYETSİZ DOST GÖĞÜSLERE BAŞ KOYABİLMEK,ELELE TUTŞABİLMEK,! AAH CANLAR NE KADAR YÜCE BİR DUYGU.! TABİAT’A EŞ GÜZELLİKLER BU DUYGULAR...
HER BİRİNİZ, ÇOK ÖZEL GÜZELSİNİZ.! AAAH DOST AŞKLARIM, SİZLER, NE KADAR GÜZELSİNİZ NE KADAR.!
SON GÜNLERDE Kİ KISIR VELVELELERİN ÜZERİNE ÇOK İYİ GELDİ.! CAN, HAYAT KANUNLARINA EŞ GÜZELLİKLER GÖRMEK İSTİYOR ÖZGÜR VE TEKEL ŞARTLAR OLMADAN... GÖNÜL DERELERİ, DÜŞÜNCE NEHİRLERİ, KALP ŞERİTLERİ BERRAK, TEK YOL KOŞULSUZ SEVGİLERİ, ANA SAYFA YAPAN, UMUT VE SEVİ KELİMELERİYLE DONATILMIŞ, AYNI DİL, AYNI SES, AYNI DÜNYA’NIN AYNI İNSANLARI OLABİLMEYİ, OLABİLMEK BAŞARILARINI GÖRMEK İSTİYOR.!
CANLAR,NETTE KOPUKLULAR, BİR DE EVİMİN YENİSİ OĞLUŞUMA AYIRDIĞIM ZAMANLAR YÜZÜNDEN ANCAK BUGÜN GELEBİLDİM, KUSURUMA BAKMAYIN LÜTFEN...BAHSETMİŞTİM, BENİM BİR GRİ JAKO PAPAĞANIM OLDU DİYE...O KADAR FAZLA HIRLADI Kİ BANA, YILGINLIĞIMDAN DEĞİL, SIRF O ÜZÜLÜYOR DİYE ONU BİR AMAZON YAVRU PAPAĞANLA DEĞİŞTİRDİM...BU DEFA DA BU BEBİŞİM, DÖRT GÜNDÜR YEM YEMİYOR,YERİNDEN KIMILDAMIYOR.! ŞOKTA SANKİ.! BU ARADA ADI KUKİ...MAVİ BAŞLI, FISTIK YEŞİLİ BİR OĞUL CAN.! 6 AYLIK DENİLDİ BANA, ŞİMDİ KUKİMLE İLGİLİ BİLGİ ARAMAKTAYIM. BANA BİLGİ VEREN CANLARIM OLURSA İNANIN ÇOK SEVİNİRİM...HERŞEYE RAĞMEN, BUGÜNDE UYANDIM, UYANDIK.! UYANMALARIMIZIN BİR SEBEBİ VAR.! HAYAT BİZİM, BİZ HAYATIN ÇAKIL TAŞLARIYIZ.! HAYDI İŞ BAŞINA GÜNLE BİRLİKTE YAŞAM BİZE, BİZ YAŞAMA CAN KATMAYA.! SAYGI VE SEVGİLERİMLE...
EN GÜZEL ÇİÇEK
Bir gün kitap okumak için parka gitmiş, yaşlı bir söğüt ağacının uzun, dağınık dallarının yanındaki boş banka oturmuştum. Hayatımdan bezmiş bir halde, dünyanın alay edercesine, üst üste silleler vurmasına içerlemiş, homurdanıyordum.
Tüm bunlar günümü mahvetmeye yetmezmiş gibi, oyun oynamaktan bitap düşmüş küçük bir çocuk nefes nefese çıkageldi. Yanıbaşımda, kafası aşağı eğik bir şekilde durdu ve büyük bir heyecanla bana “Bak ne buldum!” diyerek elindekileri gösterdi.
Elinde bir çiçek vardı ve çiçek acınacak durumdaydı. Çiçeğin bütün yaprakları yırtılmıştı. Sanırım çiçek ya yeterli yağmur görmemiş ya da pek ışık alamamıştı. Çocuğun ölü çiçeği alıp gitmesi için sahte bir gülücük attım ve kafamı başka yöne çevirdim. Ancak çocuk dönüp gideceğine yanıma oturdu. Çiçeği burnunun üstüne getirerek, şaşırmış bir şekilde “Bu kesinlikle çok hoş kokuyor ve ayrıca da çok güzel. İşte bu yüzden onu kopardım; al, bu senin için.” diyerek çiçeği bana doğru uzattı.
Getirdiği bu çiçek yabani bir ottan başka bir şey değildi, renkli göze hoş gelen bir şey de değildi ama biliyordum ki onu almazsam çocuk gitmeyecekti.
Ben de çiçeğe doğru uzandım ve “Bu tam ihtiyacım olan şeydi.” diyerek cevap verdim.
Ama çocuk avcumun içine koyacağı yerde, öylece havaya doğru tutuyordu çiçeği. İşte o zaman çocuğun gözlerinin görmediğini anladım: çocuk kördü.
En güzel çiçeği seçtiği için ona teşekkür ederken sesim titriyor, gözlerimden yaşlar boşalıyordu. “Bir şey değil” dedi gülümseyerek ve sonra koşarak oyununa geri döndü, bende bıraktığı etkiden habersizce.
Orada otura kaldım ve bu küçük çocuğun yaşlı söğüt ağacının yanında oturan ve kendi kendine acıyan bu yaşlı kadını nasıl gördüğünü merakla düşünmeye başladım. Benim sıkıntılı olduğumu nasıl bilmişti? Çiçeği neden bana getirmişti? Bir ihtimal, kalp gözü ona doğruyu göstermişti.
Sonunda kör bir çocuğun gözlerinden problemin dünya ile ilgili olmadığını anlamıştım: problem bendeydi. Oysa ki gerçek kör bendim ve tüm zamanımı bir kör olarak geçirmiştim. İşte o gün etrafımdaki güzellikleri görmeye ve benim olan her anın tadına varmaya ahdettim. Ve sonra solmuş çiçeği burnuma yaklaştırarak o güzel kokuyu koklamaya başladım. O sırada küçük çocuk elinde başka bir otla, parkta oturan başka bir yaşlı adamın hayatını değiştirmeye gidiyordu...
Mail postama gelmişti, paylaşalım dedim...
Efendiler biz bu hakkımızı korumak, istiklâlimizi emin bulundurabilmek için genel kurulumuzca, milli kurulumuzca bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı milletçe savaşmayı gerekli gören bir yolu takip eden insanlarız.!
İç siyasetimiz de ilkemiz olan halkçılık, yani milletin bizzat kendi geleceğine sahip olması esası anayasamız ile tesbit edilmiştir.!
BUGÜN,2 ARALIK 2007, ORTAKÖY İSKELESİNDE BULUŞMAK VE SEVGİYLE SAYGIYLA DOST AŞK DUYGULARIYLA KUCAKLAŞMAK ÜZERE.!
SAAT 1 DE.! UNUTMAYIN.!
DOSTLUKLARI, KARDEŞLİKLERİ, SEVGİLERİ VE SAYGILARI YAD ETMEK ÜZERE.!
YİHUUUUUU.! YENİDEN.!
HIIIM...ÇOK ÖZLEMİŞİM SİZLERLE OLAN UMUT KÖPRÜMÜDE, UMUT KUŞLARIMI UÇURMAYIIII.! İNANIN.!
GÖRÜŞMEK ÜZERE CANLAR...
EN DERİN SEVGİ VE SAYGILARIM, DOST AŞKLARIMA.....
UMUT KUŞUNUZ, İNCOŞ
SEVGİ ÜZERİNE...
Bir sevgiyi başlatan neydi yalnız atan bir yürekte...
Neydi, sakin bir çayken deli bozuk ırmağa çeviren? Yükseklerinde özlemin eriyen arzular mıydı magmada biriken kızgın lavlardan mıydı yoksa hepsinin nedeni... Neydi ? Kim cevap verebilir ki bu basit soruya. Belkilerle başlayan cevapların ardılı yine soru işareti değil mi..
Ve neden düşünün, neden birden değişiverir insan başka bir yalnızlıkla ısındığında, rüzgarın alıcılığında kaybolan düşleri..
Sevmek; ne güç şey oysa ölesiye değil ama öylesine sevmek...
Sadece insan olduğu için birini sevmek sıfatsız, çünküsüz, eğersiz . Belki insanların, duyguyu yok olan dinozorlar gibi görmeye başladığı günümüzde yok bu saydıklarım, hepimiz birilerini bir şeylerden dolayı sevmedeyiz kim bilir ama hala ismi yoksa o bir şeylerin umut var sayılmaz mı bizler için...
Kaçınızın içi yanmıyor, yüreğinde fırtınalar kopmuyor bir sevda sahnesine beyaz perdenin önünde şahit olurken ve ah keşke dökülmüyor dudaklarından özlemle .. Hepimiz aslında gerçek sevgiye sevdalı değil miyiz ve tüm sevdalarda ki gibi çekingen...
Bir başka birinin gözlerinin içindeki ışıkla yeniden yaratılmayı düşlediniz mi hiç, un ufak olmuş hayallerinizi uzak bir buluta teslim edip yenilerini alabilir misiniz taksitle (mobilya, beyaz eşya kampanyaları gibi) alsanız bile taksitlendirilmiş, yarını ipotekli düşlenize yeni kılıflar aramak çok çok uzun sürmez mi.?
Siz eskimesinler diye uğraşırken, yaşlanan gün gibi geceye dönmez mi taksitlendirilmiş hayalleriniz.
Yaşamaya çalışırken yaşam çalmıyor mu bizlerden yaşamlarımızı ve sevmek ne zor şey değil mi ya da ne kadar da kolay...
Ufkun karanlığına tutunan yıldızlar gibi sevebilmek birilerini ne komik düşünün... Gece, güzel olmazdı saçlarına takılmasa yıldızlar ve yıldızlar parlayamazdı gecenin kara saçlarına toka olmasalar... Gece ve yıldız olmak zor mu biz insanların birbirini sevmesi kadar..
Neden yaşamaya çalışırken unutuyoruz beslemeyi yüreklerimizi o yürekler ki yumruğumuz kadar neden düşünün bir saniye düşünün ego bahçelerimizde açan narsit çiçekleri sevdiğimiz kadar sevmiyoruz aslında kendiliğimizi .. Unuttuk mu yoksa gülümsemek gibi kulak vermeyi sesimize renk veren kalplerimizi dinlemeyi ..
Bunca kirliyken dünya, yakınırken kirli sokaklarından mahallelerimizin içimizde kirlenenleri görmemizi engelleyen hangi oyunun ebeliği oysa oyun oynamayalı ne çok oldu değil mi.?
Sadece bir düşünün bu sabah kendinizi daha iyi hissetmek için duş almaktan, tıraş olmaktan, hoş bir esans sürmekten ,makyaj yapmaktan başka ne yaptınız.?
Aynaya baktığınızda nereden tanıdığınızı hatırlamağınız yüz hangi kumpanyanın küflü sandığından gelip yerleşti insan sıfatınıza.?
Fırlatıp atın artık biriktirdiğiniz asla siz olmamış maskeleri ve şimdi tekrar bakın o sırlı cama inananın çok daha iyi hissedeceksiniz kendinizi; bir zaman en sevdiğiniz oyunu oynarken taşıdığınız minik yüreğinizde ki mutluluk gibi...
Ve son bir şey daha eğer, sevdiğinizi düşündüğünüz bir insan varsa hayatlarınızda bir kez deneyin ölesiye değil ama öylesine de olsa yüreğinizden söyleyin sevginizi ama bahçesinde oyun oynayan hatıranızda ki çocuk gibi..
Malime gelmişti...Yazarı hangi kıymetli cansa? kalbine teşekkür ederim.
MUTLULUK VARILACAK İSTASYON DEĞİL, BİR YOLCULUK ŞEKLİDİR.!
POLYANNA
İyi ihtimallerle doludur sabahlar
Günün geri kalanına ait umutlar saklar.
İş onları bulup ortaya çıkarmakta,
Yenilip, yılmadan hayata sarılmakta.
Güneş gibi güzellikler doğurur sabahlar
Bir çiçek açacak, bir bebek doğacak.
Belki bugün hayaller hayat bulacak
Sadece bekle, seyret bak neler olacak.
Yalnızların sırdaşıdır sabahlar
Belki o gün bitecek anlatılacaklar
Belki yeni bir aşk, belki bir dost verecek
Çünk