www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws www.Bigoo.ws

Glittery texts by bigoo.ws

MUTLULUK İSTASYONU

12/2/2006 - DÜŞÜNCE TARLASI.... :))

Kategori: OYKULER

                                            

                               DÜŞÜNCE TARLASI 

                                                    

                                                   

 

        Bu gün de sabahla (YAŞAM'LA)kucaklastım  sabahın yüreginden öptüm heyyyyt.!

 

  Bir gün dilimi daha koparttim  yasamin nefesinden heyyyt.!

 

Ne kadar güzel...Bedenimin her saglık adresi yerli yerin de...Çok sükür aklim basim da!.

 

Görebiliyorum, hissedebiliyorum, duyabiliyorum, güzeli çirkini birbirinden saglikli bir sekil de ayirabiliyorum...ÇOOOOK ŞÜKÜÜÜR.! Şükretmenin de kadrini bilebiliyorum.!

 

Yüregimin odaciklarin da ritmik ask tam tam'lari çalmak da... Düm te ka düm tek.! 

 

Şimdi düsünce tarlama dogru yol almaliyim... Yaşamin bana sundugu bu güne karşılık ben neler yapmaliyim.? 

 

 Neler verebilirim ki, bir arti kiymetli nefes hediyemin elleri bos kalmasin!. Ümitleri ümitle, sevgileri sevgilerle harmanlamak gönül borcum.!!!


Her şeyden önce yüreğimle barış imzamı tazelemeliyim tekrar... Ne oluuuur ne olmaz.!  Barışı emniyete almaliyim, çünkü barış karşıtları negatif tacirleri pek çok.!

 

 Zayıf çelimsiz günlerim de düşünce tarlamın için de, yabani dikenli otlar gibi boy atarlar savas sempatizanları sonra, gri serseri kursunlari  isabet alır sevgi merkezime ruhumu esir alıp çizip kanatırlar.!

 

Dedim ya, her şeyden önce, KENDİMLE VE YÜREĞİMLE BARIŞ İMZALAMALIYIM.!

 

Sevgi merkezimi çember içine almalıyım.!  Kuşatmalıyım dört koldan sevgi setleri örmeliyim sınırlarıma.!

Hani bir ata sözümüz vardir( Ne ekersen onu biçersin ) diye.!  Ben de sevgi ekiyorum düşünce tarlamın en verimli merkezlerine, sonra biçecegim hasat mevsimin de, savuracağım rüzgarlarin nefesleri ile...!

Çocuksu masum şimdi ki anların kıymetini bilip, sevgi tohumlarını çiçeğe dönüştürenlere...Çiçeğe özenle bakıp, toprağını yüreklendirenlere,  ekime hazır tohumlara döndürenlere, rüzgarların nefesleri ile uçup düsünce tarlaların da boy atacağım,  yeniden demeye ,umut üretmeğe yüzüm olması için, paylaşıp büyütmek için.! İnsan olma hatırına, simdilerin hatırına, sevgilerin aşkların hatırına, simdi ki anlarımla ümit dolu dünler, ümit yolu bu günler hatırına.! 

 

Sevgi ekip sevgi biçeceğim, ruhumda ki evrensel koşulsuz beklentisiz  (RABBİMİN)  bana sunduğu güzellikler hatırına.!!!


     Gün yolculuğum da yol alırken, diğer düsünce tarlalarını seyrediyorum...  Çoğu kısır verimsiz ya da bakımsızlıktan  yabani otların ve dikenlerin istilasına uğramis... Yeşermek ne kelime,  nefes alamıyor toprakların da  boğulmak üzereler.! 

 

Gözleri çapaklanmış,  mecalsiz puslu görmekteler.!  

 

Umut aşları yanmışda dibi tutmuş...  Yanik kokusu genzimi yakiyor...  Çoook yazık çok.!

 

Bir günlük nefes diliminin kıymetini bilmeyipde çiğneyip geçmenin yan etkilerini yaşıyorlar.!

 

Yakını görmezden gelip,  uzak hedefleri görmeğe çalışıyorlar ... Yakını seçemeyen gözlere uzağı da sunsan , gözleri en uzağı arar yine...

 

Hiç bir sey kar etmez bu günü günden saymayıp da yarınlardan mucize bekleyenlere.!

 

Uzak hedefler, anlıkk yartırımların yıkımları oluyor...  Ne bu güne,  nede yarına faydası oluyor maalesef, gün dilimleri karsız kepenk indiriyor!.

 

  Bir gün dilimi ile, düsünce tarlalarin da gezerken ve seyrederken kısır yabani otlar dikenler istilasi altında ki düsünce tarlalarını,  izledikce çalıntı rüyalarının hüsran yorumlarını, ve gördükce  düşüncelerin savas sonrası  talan edilmis enkaz yıgınlarını dedim ki içimden;  şanslı  canlılardan biriyim ben.!  

 

Çünkü (YASAM'IN vede MUTLULUK'UN, ) yüreğin o iki tik tak'ın anlık çırpınış aralıklarda ki  nefes alışları oldugunu ögrendim.!

 

Şimdi ki an'ın   kıymetini bilmeyen yarın'ın yollarını hiiiiç bulamayacağını ögrendim.! 

Ve gecenin anlık dilimlerini de sabah dilimlerini de birbirinden ayırmadan sevgi dolu umutlarımla kucakladım.!

Çünkü tüm bu olanlar yüregimin iki tik takin arasında ki (YAŞAM'IN) nefes dilimleri...   Benim için çok kiymetli... Bana, ana rahminde (RABBİM'İN)  hamurumu kararken sunduğu hediyeler.!

 

İyi ki doğdum...İyi ki varım nefes alıyorum... İyi ki güzel anların farkını görebiliyorum.... İyi ki   hayat'ı her haliyle kabullenip bağrıma basıyorum... İyi ki düş zenginiyim... İyi ki beni  yaşam misafirhanesin de ağılıyorsun ALLAHIIM.!

 

Rabbim,   sana yürek dolusu teşekkürler... Çünkü tüm bu olanlar yüregimin iki tik takin arasinda ki YASAMIN nefes dilimleri , çok kiymetli bana sunulan hediyeler!!. Iyi ki nefes aliyorum iyi ki güzel anlarin farkini görebiliyorum. Heyyyt!!!....
Ümit'e ümit aşıladım....

 

HER ŞEYE RAĞMEN BENİ VEDE  TABİATTA Kİ TÜM KARDEŞLERİMİ ÇOOOK SEVİYORUUM.!

 

Heyyyt!!!....

İNCİ TUN...YANİİİİ;
 BENİAN ÜMİTCELİ.... 

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

9/2/2006 - AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA.... :))

Kategori: OYKULER

 

                                                       

   

                                               AĞUSTOS BÖCEĞİ İLE KARINCA

 

 

Her disari çikip insanlarin içine karistigim da, hayretler için de kaliyorum!.

Sanki kimliksiz ruhlarin barindigi bir gezegene isinlandim saniyorum kendimi ve içim ürperiyor inanin.! Bir yigin pusulasiz feri sönmüs gözler, kanı canı çekilmis sapsarı yüzler de mutsuz hikayeler, dillerin de korkulu mecalsiz eksik sözler.!

 

Tebessüm isik sunacagi veya alacagi yüzleri bulamadigindan, adresleri silik okunur olmadigindan, tebessüm de terk etmis bu kimliksiz ruhlarin yüzlerini ve gözlerini.!

Ümitle zaten hiç tanismamislar ki...

 

Ne mevsimleri taniyorlar,ne renklerin sihirli oyunlarını, ne de hayal kentlerinde temeller atmaları.! Günesle hiç tanismamislar... Bilmiyorlar mehtabı yıldızları... Hatta bilmiyorlar doğanın can çocukları, çiçeklerinin adlarini, bilmiyorlar sevgi ask umut  şarkılarını.!

Bunlar gece ile dost bile olamazlar... Geceler sırdasır içini döker rahatlarsın, koynun da uyur rüyaların da hayallerin de sabahlarsın...   Umutlarını mayalarsın ve eksilmez  artarsın.!

 

 Baba kucağı gibidir gece...

 

Ana yarısıdır şafak....,sevginin  çiğ çisileri  ile  yıkar  ümit bebelerini her  şafak.!..

 

Hayret çok mu zor, çok mu abes çocuk kalmak... Yüreginin gözü ile hayat’a çocuksu bakmak.!

Onlar bana hayret ben onlara hayret,kim hakli kim haksiz kim cevaplar acep.!?


Bir gün merak edip sordum bu hal nedenlerini onlardan birisine dedi ki: nasil senin gibi olayim, sen hayal dünyasin da yasiyorsun,sevgilere asklara kucak açip resmen yasamin için de polyannacılık yani hayal oyunları oyun oynuyorsun....dedi....(?)

!

Sen kini küsü savasi görmüyor mu sun, rekabetin çığırtkan gerçekçilik  seslerini  duymuyor mu sun... Sen tesadüfen yasıyorsun!(?)

 

Büyüyememissin hala çocuk kalmışsın bu günden sonra da  hakikatin ergenliğine  ulasamaz büyük bir fert olamazın... senden iş geçmis yani,   ne köy olursun ne de kasaba.!

 

Ben senin gibi hayal zenginlerine hiç mi hiç benzemem!!!!. Senin gibilerin gerçek hayattan haberi yok galiba...

 

Hayat çok zor ve pahali,ekonomik kriz vs vs vs,(?)

 

(bundan bin yil önce de ayni anlatigi seyler yokmu idi yani,dün vardi bu gün de var yarin da olacak daima. Içimden geçen sessiz yanitti)

 

 Çalışmam  ve üretmem gerek...BANA NE AŞK NE SEVGİ GEREK...BUNLAR ÇOLUK ÇOCUK YÜREĞİ İŞLERİ...BANA HAKİKAT GEREK.!( ?)

 

 Sen  AĞUSTOS BÖCEĞİSİN....BEN KARINCA.!!!

 

 Baksana bunca ters giden hayata karsi gülebiliyorsun hala diyerek yanıt verdi sevgi garibi ası fukara.!


Söylenecek o kadar cevap var ki, bu maneviyat suikatçilarına ve insanlik sanatina nasip  kapılarını kapatıp,  evrensel sevgilerin ve sevgilerin tüm kardes kollarini görmezden gelen inkarcılarına.!

 

Ama değmez kıymetli nefesime değmez... Değmez  düz yolları  yokusa salanlara, sevgilere ihanet edip aşklarını maddeye satanlara.!


Yüreginde ki masum çocukları dogmadan öldürenler.. Yüreklerine doğum yasakları getirenler...

 

 Çocuk kahkahalarını kalabalıkta bataklık sanıları ile güzelim zamanları kör kuyulara hapsedenlerin, ne dünleri,ne yarınları olamaz... Ne de simdi ki anları saklıyacak gönül mahsenlerinde ki anı kasaları....Hiiiiiç olamaaaaz.! 

 

 Onlar yasamı işkence masasın da  yargısız infaz kararlarıyla ,yaşamın o narin  canını sıkıyorlar   yakıyorlar.!

 

Yaşamı kendilerinden sağıp soğutuyorlar.!

 

 

Sevgi düşkünleri ne demek istediğimi anlar.!!


Tüm bu ekşili acılıu kapalı  oturumdan hemen sonra aralarindan ayrıldım...

 

Ben yine içimde ki çocuklarla sevgilerle el ele luna parka gittik.

 Atli karıncalar da dönerken, kahkahalarımızla  şarkılar  türküler söylerken, tüm söylenen o yabancı sahte sözleri içimde ki çocuklarla ve ben çoktan unutmuştuk bile..

 

Bir sevgi fakirine tebessüm hediye etmesini bilmeyenlerden ne beklenir ki...... 
  İnci Tun...Ümitceli... Benian...Unutma...
 

               

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

9/2/2006 - SEVGİNİN GÜCÜ MOR MENEKŞEM.... :))

Kategori: OYKULER

 

                                                    


                     SEVGİNİN GÜCÜ MOR MENEKŞEM 

                              

Bir damla sevgi ektim, bana bin damla olup geri geldi! Yaprak verdi çiçek verdi, mor salkım leylak rengi sevgi rengi sağnak oldu aşk'a geldi!

Sanıyorum giden senenin ilk aylarıydı. Yolumun üzerin de yürürken yer de yatan solgun çelimsiz son nefesini vermeye hazırlanan minik bir yaprak gördüm. Eğildim usulca avucuma aldım, badi parmağımla kadifemsi umut yeşili yüzünü okşadım, dedim seni hangi vefasız anacığının güğsünden kopartıp sokaklara, ölümün kucağına attı! Kalbi kırık yaralım kan kaybediyordu işimi gücümü unutup bir yana bıraktım, avucum da can çekişen minik yaprak yaralımla eve geldik. Hemen bir çay bardağına su doldurup içine bir tutam pamuk yerleştirdim, hasta minik yaprağı hassas itina ile suyun göğsüne yatırdım. Ertesi gün ışırken hasta minik yaprağımın yanına gittim, ah, canım biraz canlanır gibi olmuş! inanılmaz sevindim. Aradan bir kaç gün geçti minik yaprak her gün biraz daha iyi görünüyordu epeyce dirilmişti ve yaşamın boğazına sarılmış yaşamak adına nefes alıp veriyordu! Bu ara da evden bir kaç haftalığına bir yere gitmek zorundaydım.

Minik hastamı son kez ziyaret edip suyunu tazeleyip, birazcık da ayağının altına bir kaşık toprak serpip, yanağından öptüm. Onu sevgilere emenet ederek kısa zaman içerisin de döneceğimi söyleyip yola çıktım.

On beş gün sonra döndüm aklım da minik hasta yaprağım, içim de acabalarımla acele ile kapıyı açtım valizleri bir kenara fırlatıp, minik yaprağın yanına koştum. Ah! o da ne! gözlerime inanamadım, minik hasta yaprağım doğum yapmış! Kucağın da minicik pıtırcık bebeleri ile güneşin koynun da güneşleniyorlar! Gözlerimden sevinçli bir iki damla yaş kurtulup, şimdi çok sağlıklı anne olan yaprağımın yüzüne düştü. Yaprak çocuğumun ev değiştirmesi lazımdı artık, eh, hayata kök salmış üstelik pıtırcık adın da bebeleri de vardı! Çarşıya çıktım bir çiçekçiden özellikle leylak rengin de mor desenleri olan bir saksı aldım. Özellikle diyorum, leylak rengi mor ve ona yakın renkler bana daima sıcacık sevileri hatırlatır! Onun için sevileri anımsatan bir yuvası olsun istedim yaprak çocuğumun, ve bebelerinin!

Eve gelince ilk işim yaprağım ve bebelerinin yeni yuvasını taze toprakla döşeyip onları yeni sevgi evlerine taşımak oldu.

Çok mutluyum çünkü yaprağım ve bebeleri çok mutlu hissediyorum! Aradan epey uzun zaman geçti, yaprağım serpildi coştu da coştu ve bir gün leylak mor karışımı çiçeklere bezendi! ah ah, benim yaprak çocuğum mor menekşeymiş meğer!

Şimdi penceremin önünü şenlendiren epeyce kalabalık mor menekşe ailesi var! Her birinin yuvası leylak mor karışımı, hayatı selamlıyorlar!

Bir damla sevgi ektim, bana bin damla olup geri geldi! Yaprak verdi çiçek verdi, mor salkım leylak rengi sevgi rengi sağnak oldu aşk'a geldi! Sevginin kudreti nelere kadir nelere....!

İNCİ TUN...ÜMİTCE...BENİAN UNUTMA...

         

yok YorumYorum yaz!Bağlantı

8/2/2006 - ENDİŞE MÜHENDİSİ....

Kategori: OYKULER

 

                                                        

  Çok yıllar öncesinden tanıdığım çocukluk arkadaşımdı. O kadar vesvese ve endişe kurardı ki. Günü çok sıcak bastırmasın, bakın bu sıcağın sonu deprem, deprem olacak kesin.! Bu kadar sıcak iyiye alamet değil diye, felaket tellalı gibi kapı, kapı dolaşırdı ve bunun gibi her olayın üzerine kara matem entarileri giydirirdi.! İçten kahkaha koptuğun da, eyvah birimiz muhakkak ağlayacağız bak görürsünüz derdi. Ben ona bu huyu yüzünden espri niyetiyle (ENDİŞE MÜHENDİSİ) adı takmıştım, o da bana küsmüştü hatta başka şeyler aramıştı masum esprimin altın da...
Geçenler de bir arkadaşıma onu sordum. Uğur nereler de neler yapıyor, yıllar için de yumuşadı mı nereler de diye. Arkadaşım Uğuru görmediğim zamanların bir özetini sıraladı ki, sordum soracağıma bin pişman oldum. Resmen pozitif enerjim eksildi, hala
ruhum kırık dökük. Tabi ki onun namına, nede olsa çocukluğumu paylaştığım arkadaşımdı...
Benden sonra bir hava yolların da hostesliğe başlamış. Her iş dönümün de ya uçağım kaçırılırsa, ya düşerse diye, diye bir gün uçak kaçırılmış.! On sekiz defa ameliyat geçirmiş, trafik kazası nedeni ile. üç dört kez nikah masasından dönmüş mutsuz olurum korkusuyla birlikte. Diğer olumsuzluklarını anlat mı yayım dostlar, enerji hırsızlığı olmasın diye. Uğur hem kendisini hem ailesini, (ENDİŞE MÜHENDİS Lİ Ğİ) yaparak,tüm 45 yıllık yaşamını hiçe satmış.!
Sevgi bir düşünme biçimi olmaktan çok bir var oluş durumudur. Dikkat ederseniz kimi kişiler sevgilerini sunarken sevdiğinin farkın da bile olmazlar. Ama hep sevgisini aradığımız kişiler, bizim sevdiğimiz kişilerdir.
Sevgiyi yaşamak için, doğuştan yüklenip gelinen nitelikler kadar, samimi içten istek ve arzu için de olmak da önemlidir...
Hedef ile yol, ışık ile yaşam davranış ile inanç, sen ben bir ayrıcalık oluşturmadıkları sürece, sevgi bir tohum gibi patlayacak ve çevresini endişelerden vesveselerden uzak iyimser bir ortama çevirecektir.!
BEN DE NE GÖZLEMLİYORSAN, O SENİN ÖZÜNDE Kİ GÖRÜNTÜNDÜR. BEN SENİN, SEN BENİM AYNAMSIN.!

PROJENİ NASIL ARZU VE TALEPLE ÇİZİYORSAN, (YÜCE USTA) BİNALARINI ONA GÖRE TEMEL ATIP İNŞA EDİYOR.!* ÜMİT CE*

İNCİ TUN...*BENİAN& ÜMİTCELİ

 

BANA ÜMİT VEREN  İSİMLERİM BOLDUR...ÜMİT ETMEYİ  SEVDİĞİMDEN AKLINIZ KARIŞMASIN DOSTLAR...  

BEN İNCİ TUN..BENİAN ÜMİTCELİ                   


                                              


BU DÜNYADA MUTLU OLAN İNSANLAR; AYAĞA KALKIP İSTEDİKLERİ KOŞULLARI ARAYAN, BULAMAZLARSA YARATAN İNSANLARDIR... BERNARD SHAW...

                                                     

2 YorumYorum yaz!Bağlantı

<- Son SayfaSonraki Sayfa ->

Hakkımda

MUTLULUK VARILACAK İSTASYON DEĞİL, BİR YOLCULUK ŞEKLİDİR.! POLYANNA İyi ihtimallerle doludur sabahlar Günün geri kalanına ait umutlar saklar. İş onları bulup ortaya çıkarmakta, Yenilip, yılmadan hayata sarılmakta. Güneş gibi güzellikler doğurur sabahlar Bir çiçek açacak, bir bebek doğacak. Belki bugün hayaller hayat bulacak Sadece bekle, seyret bak neler olacak. Yalnızların sırdaşıdır sabahlar Belki o gün bitecek anlatılacaklar Belki yeni bir aşk, belki bir dost verecek Çünk

Son Yorumlar

Links

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
E-posta

Kategoriler