İlimden gidilmeyen yolun sonu karanlıktır. HACI BEKTAŞ VELİ

                       

Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir milletinde Anadolu köylü kadınının üstünde kadın çalışmasını zikretmeye imkan yoktur ve dünyada hiçbir milletin kadını Ben Anadolu kadınının daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu kadını kadar himmet gösterdim diyemez.!

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

 

  

ÖYKÜLERLE ATATÜRK... 

 

BULUNUR

Kurtuluş savaşı henüz başlıyordu. Ordu yoktu ve her taraftan vatanın bağrına giren düşmanlara karşı ancak gönüllü çetelerle savaş yapılıyordu. Mebuslar arasında bile, dövüşü göze alan, fakat ümitsizlikten kurtulamayanlar vardı.

Bir gün Büyük Millet Meclisi'nde vatanın kurtulması için neler yapılması lazım geldiği hakkında heyecanlı konuşmalar oluyordu. Mebuslardan biri, sözlerini büyük vatan şairi Namık Kemal’in şu beyiti ile bitirdi: "Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini, yoğimiş kurtaracak bahtı kara maderini."

En büyük ve korkunç düşmanın ümitsizlik olduğunu pek iyi bilen Atatürk bu beyitin iki kelimesini değiştirerek, fakat veznini de bozmaksızın sert ve sarsılmayan bir sesle şu cevabı verdi:

"Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.!"

 

                      

 

Türküm, doğruyum, çalışkanım, İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.!

Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.! Ey büyük Atatürk.! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğime ant içerim.!

Varlığım Türk varlığına armağan olsun.!

Ne mutlu Türk’üm diyene.!

 

 

GÜNAYDIN BİRİCİK DOST AŞK CAN KUŞLARIM.! 

 SON GÜNLERDE, İZLİYOR VE DÜŞÜNÜYORUM VATAN'IMIZIN ÜZERİNDE Kİ TÜM OYUNLARI VE, PSİKOLOJİK UMUT  ERİTME  ÜZERİNE DÖNEN ÜÇ KAĞITLIK POLİTİKALARI...

BEN, SİYASETTEN PEK ANLAMAM...

BENİM BİLDİĞİM TEK ŞEY KOŞULSUZ SEVGİLERİN ŞAH DAMARI UMUT.!

ANLADIĞIM KADARIYLA, O KARANLIK DÜŞÜNCELERİN SAHİPLERİNİNİN AMAÇLARI, UMUT'UN TÜM AYDINLIK, RENKLİ OLUMLU VE YAPICI BEYİN VE DÜŞÜNCELERİ ERİTEREK  YOK ETMEK.!

 

BEDENİN EN BÜYÜK ANA KAPISI BEYİN VE DÜŞÜNCELER.!

 

BEYİN AMBAR, EKİNLER DÜŞÜNCELER.!

 

AMBARDA EKİN YOKSA, EKİNLER NASIL HASATLANIP, TOPRAKLA NIŞANLANIP KÖK BOYLARI SALAR.!?

 

İŞTE, BU ÇOK ÖNEMLİ NOKTA.!

AMBARLARI BOŞALTIP EKİNSİZ BIRAKMAK, HAİNLERİN TEK AMACI.!

AMBARINDA EKİN YOKSA, AMBAR TEZ YIKILIR, AMBAR  KARANLIK ETİKETLİLERİN ELLERİNDE AMBALAJ OLUVERİR.!

ANCAK, KENDİ HAZIRLADIKLARI MEÇHUL PAKETLERİ SARAR.!

 

ONUN İÇİN, DÜŞÜNCELERİMİZİ SAĞLAM UMUTLARA BAĞLAMAKTA YARAR VAR DİYE DÜŞÜNDÜM KENDİ KENDİME.!

 

BİR ANLIK MORALSİZLIK ZAAF'I KALELERİ DÜŞÜRMEZ Mİ.!?

O ZAMAN.!

TIKAYALIM TÜM BEYİN AMBARLARIMIZIN KAPILARINI KARANLIK OLUMSUZ VİRÜS VE MİKROPLARA.!

VE ÇOK İYİ BİLELİM ADRESLERİNİ, NERELERDEN GELECEKLERİNİ, UMUT KALKANLARIMIZI ANIN DA ÜZERLERİNE ÇEVİRELİM.!

YÜRÜYELİM UMUT ÜZERİNE, ÜZERİNE.!

ÖNCE UMUT.!

SONRA UMUT.!

HEP UMUT.!

UMUTLA TAZELENİR YENİ SÜRÜMLERE AMADE YENİ DÜŞÜNCE EKİNLERİ.!

BEYİN DÜŞÜNCE AMBARLARIMIZDA, HASAT ZAMANLARINDA EKİLECEK EKİNLERİMİZ ELLERİMİZ DE HAZIR DA DURSUN.!!!!

 

HERŞEY VATAN İÇİN.! HERŞEY BİZİM İÇİN.!

 

BİZ EN DÜŞKÜN ZAMANLARI, İSTERSEK, SIRTIMIZDA KANBUR GİBİ DURAN UMUTSUZLUKLARI,

BİR ÇIRPIDA SİRKELENİP ATARIZ..!

EN DERİN SAYGI VE SEVGİLERİMLE, UMUT İMZALI...

İNCİ % POLYANNA

 

 
 

UMUT

 

 

Ak sakalimdan, akça saçimdan

Kut bulup yasima eresi balam!

Ben göremem, öyle geçer içimden,

Azatlik gününü göresi balam!

 

Son gülü kopardi güz topragimdan,

Kanmadi o kanli göz topragimdan,

El için sürdügüm öz topragimdan

Gün ola elleri süresi balam!

 

Ben en yasli çinar, sen en genç sögüt,

Sana verecegim anca bir ögüt:

Kiril da egilme, yigit ol yigit;

Böyledir Türklügün töresi, balam!

 

Basin börklenende, kayguya dalma,

Aç, susuz kal ama umutsuz kalma,

Büyüdükçe dalda su kizil elma

Büyüsün ülkünün yöresi, balam.!

 

YETİK OZAN

'"Hope"

 

YUVA...

 

 

 

( VATANIMIZ DA YUVAMIZ DEĞİL Mİ.?! )

                   

Yuva yaşayan her insanın sahip olmaya, sahipse korumaya çalıştığı herhangi bir "yer"dir. Sevgilinin koynundadır yeri kimine göre, bazıları için çocuklarının koşuşturduğu yerdir. Bir kısmı da nohut oda bakla sofa, ama "tencerenin kaynadığı" yerdir.

Dört duvardan, bir ocaktan oluşmaz yuva. Onun sıcaklığı yürekten gelir, sevdiğiniz müddetçe ısınırsınız orada. Yeterince sıcak olmasa da ısıtan, doyurmasa da asla aç bırakmayan yerdir. Hepimizin gizli gözyaşlarını döktüğü, en kışkırtıcı kahkahaları attığı, sevdiği, sevildiği ve seviştiği yer...

İnsan hep hasret duyar yuvaya, gurbete gider bazıları, dönüp kurabilmek uğruna. Sevdiğini kaçırır kimisi zalim bir babanın elinden, yuvasına yürek olsun diye. Kimileri asker yolu gözler, yuvasını kurmak için, kimileri okul yolu. Kışlalarda en çok bu hasretle yatar asker, bazı okul yurtlarında hıçkırıklar yükselir yorgan altından yuva özlemiyle.

Bazen sevgiliyle yuva kurmak için büyük kavgalar verilir. Ne akan gözyaşları umursanır, ne dökülen kanlar. Öylesine büyüktür ki arzu, dağlar delinir, Mecnun olunur, Kerem olunur.

Bir demet karanfille, soğuk bir ayazda, dakikalarca beklenir yuvayı ısıtacak o yürek için. Yükler taşınır, omuzların kilolarca ağırlık altında ezilmesine aldırmadan. Ayakların ıslanmasına aldırılmaz derelerden geçerken. Güneşin teni kavurduğu hissedilmez, ellere batan dikenin acısını duyulmaz pamuk toplarken. Kiminde yuvaya dönüş hasretidir, kiminde yuvayı kurma hasreti bu acıyı yok sayan.

Niyedir bunca dayanılmaz olan çekiciliği bilir misiniz?..

Bir çift göz arar bazen insan kendisine sevgiyle bakan, bir ezgili ses duymak ister mutfaktan ismini seslenen, en çok da çocukların oynayıp gülüştüğü bir odaya bakmak ister, kapı aralığından.

Orada bir minik kedi sırnaşır mırıldayarak bileklerinize, kucağınıza alır seversiniz. Her okşayışınızda bir dert kanatlanıp uçar gider yüreğinizden. Penceresinden baktığınızda, kar da yağıyorsa dışarıda, bir çay demlersiniz. Kestane kavurursunuz yuvanın sıcağında.

Çocuklar ayva koparmak, çağla düşürmek için üşüşür bahçesine güz öncesinde, yahut ilkyazda. Aldırmadan debdebeye, çocukların neşeli gülücüklerine siz de katılırsınız.

Bu sıcağı hiç tatmamış ve bilmemiş insanlar vardır. Anlayamazlar bu özlemi.

Kocaman kocaman açarlar gözlerini anlayabilmek için insanların neden bu özlemle çırpındığına.

Bir eve yerleşip dayayıp döşeyebilirsiniz. Bambu koltuklar, cam vitrinler, süslü çerçeveler asabilirsiniz duvarlarına. Halılar serip duvardan duvara, oturup yuvam diyebilirsiniz bir mekana. Oysa sizi ısıtan ve gözlerinizin ışıldamasını sağlayan şeyin, bir sevgilinin kalbi, yahut çocukların gülümsemesi olduğunu bilmiyorsanız "yuva" sahibi olamazsınız.

İster bombaların düştüğü, kurşunların uçuştuğu bir zamanda olsun, ister yer azgın bir ejder gibi silkinip üzerindekileri attığı zamanda, hep yuvadır insanlara yaşama azmini aşılayan ve onları yaşatan. Yuvayı yıkan ne bombadır ne kurşun. Yuvayı yıkan her zaman insanın kendisidir.

Bazen kendi yuvasını kendi yıkar, farkına bile varmadan. O insan ki kurtulamamıştır doğduğu ve büyüdüğü yuvanın sıcaklığından. Kaybetmiştir umudunu ve hiç ulaşamayacağına inanır kendi evinde o sıcaklığa bir daha. Elindekini güzelleştirmeyi bilmez, kendinden bir şeyler katmaz... Sahip olduğu yuvada yitirmiştir o çocuk saflığını artık. "Ev" olmuştur o yuva, hiçbir yürek ısınmaz o yerde. Geri geri gider ayakları, ve ağlar; içten içe yitirdiği yuvasına nedenini bilemeden.

Oysa bir akşam elinde bir demet çiçekle kapısına dayanıp, zili çaldığında kapıyı açan kişiye, onu birdaha hiç göremeyecekmiş bakarak, "seni seviyorum" dediğinde evini yeniden yuva yapacak yangını başlatacaktır. Ama bunu yapmaya ne cesareti ne de umudu yoktur...

Eğer bir yuvaya sahip değilseniz. Yüreğiniz her an uçacak gibi kanat çırpmıyorsa, yahut özlemiyle yanıp tutuşmuyorsanız niye çabalıyorsunuz?..

Çekilin ve ölmeyi bekleyin ki karanlığınız önümüzü tıkamasın...

Alıntı...

 

''VATAN'IMIZ EŞSİZ, SICAK YUVAMIZ.!  ÖNCE VATAN.! ''

 

"Garden and Bird's Nest" Print

 

 

http://www.bizkackisiyiz.com/

 

Yorum Yaz