
Halkçılık, toplumsal düzenin çalışmasına, hukukuna dayandırmak isteyen bir sosyal sistemdir.!  ATATÜRK ORATORYOSU İHTİYARLAR KOROSU Yol kapalı, yol uzun, tanyeri karanlık, Yürür Atatürk elinde ışık.. Geceler mi çöktü? Karalar mı bastı? Çatılar mı göçtü? Damlar mı yıkık? Yetişir Atatürk imdâda o zaman, Atatürk başta o zaman İşte Atatürk o zaman büyük. ANALAR KOROSU Hey çelik göğüslü, kaya omuzlu! Düşman binlerle, engel yüzbin! Doruklar yüce, tepeler şahin, Gene de onun buyruğu: İleri! Yüreği, soluğu ileri.. Ordular, atılın ileri! Kartallar sınırdan sınıra uçun! Yiğitler, koşun ileri! HALK KOROSU Nasıl atıldındı düşmana acınla, Ellerin kanda, kırılmış kaburgan. Nasıl döğüştündü yenilmez gücünle, İnmeden bir soluk atından. Büyüktü savaşın, büyüktü ulusun da, Bastığın toprak kahraman. ANALAR KOROSU Sana bağlandı gönüller o gün, Baş kodu yoluna başı olan, Sana eklendi sevgiler, saygılar, Yüceydin, daha da yüceldin o zaman.. Atatürk bir destan oldu koskoca. İHTİYARLAR KOROSU Açıklar, açlar, yenikler, yitikler, Bir uçtan bir uca çırpınan bir vatan. İnişler, yokuşlar, göçüşler, çöküşler, Kağnı kağnı ateş, oluk oluk kan. Nineler dizlerini uzattı başına, Analar saçlarını örttü üstüne, Yorgun kanatları, omuzları kan. Saf saftı ölüler meydanlarda, Vurulmuş devlerdi açıkta yatan. GENÇLER KOROSU Göz seni görmeyince kör oldu o gün, Bir seni bulmayan umutsuzdu. Adını anmayan mutsuzdu, İzinde yürüyen yol aldı o gün. ANALAR KOROSU Ömrün koskoca bir acıydı, Atatürk, Kimse çekmedi sencileyin. Baş baştı yüreğin, göz gözdü.. GENÇLER KOROSU Karaydı geceler doğularca, Bir sen güneşce gürledin. İnanın dedin ulusa inanınca, Güvenin dedin. HALK KOROSU Elele çıktık yola seninle, Sen eğittin, biz eğittik seninle, Ateşe, ölüme gittik seninle İşte önümüz sonumuz seninle, Ya varız ya yoğuz seninle.. GENÇLER KOROSU Sen gel bize gene, Atatürk! Yürü bizimle ölüme dirime, Hep sen ol bizimle, Kal bizimle, Yürü bizimle, Ara, bul bizimle, Hep sen ol bizimle, Atatürk... SELAHATTİN BATU Kaynak; şiirparkı.com  GÜNAYDIN 
GÜNAYDIN BİRİCİK CAN KUŞLARIM.! PAZAR GÜNÜ ÇOK GÜZELDİ ÇOK.! SİZİ ÇOK SEVİYORUM İNANIN.! 
NE OLUR SİZLERDE SİZLERİ ÇOK SEVİN NE OLUR.! SİZ BİRİCİKSİNİZ BİRİCİK.! SİZDEN BAŞKA BİRİCİK YOK.! PAZAR GÜNÜMÜZ DE BİRİCİKTİ... DOST, KARDEŞ, CAN KUŞLARIMIZ AŞKLARIMIZLA BİRLİKTE ÇOK GÜZEL BİR GÜNÜ, GÖNLÜMÜZÜN UNUTULMAZLARINA KUCAKLAŞARAK, HERŞEYE RAĞMEN, DOST DÜŞÜNCELERDEN UZAK OLANLARIN YÜREĞİNE DOST YAKINLIKLARINI YAZDIK.! YAZABİLENLERE, DİLİNDEN, GÖNLÜNDEN DOĞANLARI,HEP SAĞLIKLI TUTABİLENLERE NE MUTLU.! ŞU ÜÇ GÜNLÜK DÜNYADA, KENDİNİ BİLEBİLMEK, KENDİSİNİ, ÖN YARGISIZ, ÇIKAR VE MENFAATLERDEN ARITIP, ART NİYETSİZ DOST GÖĞÜSLERE BAŞ KOYABİLMEK,ELELE TUTŞABİLMEK,! AAH CANLAR NE KADAR YÜCE BİR DUYGU.! TABİAT’A EŞ GÜZELLİKLER BU DUYGULAR... HER BİRİNİZ, ÇOK ÖZEL GÜZELSİNİZ.! AAAH DOST AŞKLARIM, SİZLER, NE KADAR GÜZELSİNİZ NE KADAR.!
SON GÜNLERDE Kİ KISIR VELVELELERİN ÜZERİNE ÇOK İYİ GELDİ.! CAN, HAYAT KANUNLARINA EŞ GÜZELLİKLER GÖRMEK İSTİYOR ÖZGÜR VE TEKEL ŞARTLAR OLMADAN... GÖNÜL DERELERİ, DÜŞÜNCE NEHİRLERİ, KALP ŞERİTLERİ BERRAK, TEK YOL KOŞULSUZ SEVGİLERİ, ANA SAYFA YAPAN, UMUT VE SEVİ KELİMELERİYLE DONATILMIŞ, AYNI DİL, AYNI SES, AYNI DÜNYA’NIN AYNI İNSANLARI OLABİLMEYİ, OLABİLMEK BAŞARILARINI GÖRMEK İSTİYOR.! CANLAR,NETTE KOPUKLULAR, BİR DE EVİMİN YENİSİ OĞLUŞUMA AYIRDIĞIM ZAMANLAR YÜZÜNDEN ANCAK BUGÜN GELEBİLDİM, KUSURUMA BAKMAYIN LÜTFEN...BAHSETMİŞTİM, BENİM BİR GRİ JAKO PAPAĞANIM OLDU DİYE...O KADAR FAZLA HIRLADI Kİ BANA, YILGINLIĞIMDAN DEĞİL, SIRF O ÜZÜLÜYOR DİYE ONU BİR AMAZON YAVRU PAPAĞANLA DEĞİŞTİRDİM...BU DEFA DA BU BEBİŞİM, DÖRT GÜNDÜR YEM YEMİYOR,YERİNDEN KIMILDAMIYOR.! ŞOKTA SANKİ.! BU ARADA ADI KUKİ...MAVİ BAŞLI, FISTIK YEŞİLİ BİR OĞUL CAN.! 6 AYLIK DENİLDİ BANA, ŞİMDİ KUKİMLE İLGİLİ BİLGİ ARAMAKTAYIM. BANA BİLGİ VEREN CANLARIM OLURSA İNANIN ÇOK SEVİNİRİM...HERŞEYE RAĞMEN, BUGÜNDE UYANDIM, UYANDIK.! UYANMALARIMIZIN BİR SEBEBİ VAR.! HAYAT BİZİM, BİZ HAYATIN ÇAKIL TAŞLARIYIZ.! HAYDI İŞ BAŞINA GÜNLE BİRLİKTE YAŞAM BİZE, BİZ YAŞAMA CAN KATMAYA.! SAYGI VE SEVGİLERİMLE...

EN GÜZEL ÇİÇEK Bir gün kitap okumak için parka gitmiş, yaşlı bir söğüt ağacının uzun, dağınık dallarının yanındaki boş banka oturmuştum. Hayatımdan bezmiş bir halde, dünyanın alay edercesine, üst üste silleler vurmasına içerlemiş, homurdanıyordum. Tüm bunlar günümü mahvetmeye yetmezmiş gibi, oyun oynamaktan bitap düşmüş küçük bir çocuk nefes nefese çıkageldi. Yanıbaşımda, kafası aşağı eğik bir şekilde durdu ve büyük bir heyecanla bana “Bak ne buldum!” diyerek elindekileri gösterdi. Elinde bir çiçek vardı ve çiçek acınacak durumdaydı. Çiçeğin bütün yaprakları yırtılmıştı. Sanırım çiçek ya yeterli yağmur görmemiş ya da pek ışık alamamıştı. Çocuğun ölü çiçeği alıp gitmesi için sahte bir gülücük attım ve kafamı başka yöne çevirdim. Ancak çocuk dönüp gideceğine yanıma oturdu. Çiçeği burnunun üstüne getirerek, şaşırmış bir şekilde “Bu kesinlikle çok hoş kokuyor ve ayrıca da çok güzel. İşte bu yüzden onu kopardım; al, bu senin için.” diyerek çiçeği bana doğru uzattı. Getirdiği bu çiçek yabani bir ottan başka bir şey değildi, renkli göze hoş gelen bir şey de değildi ama biliyordum ki onu almazsam çocuk gitmeyecekti. Ben de çiçeğe doğru uzandım ve “Bu tam ihtiyacım olan şeydi.” diyerek cevap verdim. Ama çocuk avcumun içine koyacağı yerde, öylece havaya doğru tutuyordu çiçeği. İşte o zaman çocuğun gözlerinin görmediğini anladım: çocuk kördü. En güzel çiçeği seçtiği için ona teşekkür ederken sesim titriyor, gözlerimden yaşlar boşalıyordu. “Bir şey değil” dedi gülümseyerek ve sonra koşarak oyununa geri döndü, bende bıraktığı etkiden habersizce. Orada otura kaldım ve bu küçük çocuğun yaşlı söğüt ağacının yanında oturan ve kendi kendine acıyan bu yaşlı kadını nasıl gördüğünü merakla düşünmeye başladım. Benim sıkıntılı olduğumu nasıl bilmişti? Çiçeği neden bana getirmişti? Bir ihtimal, kalp gözü ona doğruyu göstermişti. Sonunda kör bir çocuğun gözlerinden problemin dünya ile ilgili olmadığını anlamıştım: problem bendeydi. Oysa ki gerçek kör bendim ve tüm zamanımı bir kör olarak geçirmiştim. İşte o gün etrafımdaki güzellikleri görmeye ve benim olan her anın tadına varmaya ahdettim. Ve sonra solmuş çiçeği burnuma yaklaştırarak o güzel kokuyu koklamaya başladım. O sırada küçük çocuk elinde başka bir otla, parkta oturan başka bir yaşlı adamın hayatını değiştirmeye gidiyordu... Mail postama gelmişti, paylaşalım dedim... Efendiler biz bu hakkımızı korumak, istiklâlimizi emin bulundurabilmek için genel kurulumuzca, milli kurulumuzca bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı milletçe savaşmayı gerekli gören bir yolu takip eden insanlarız.!

İç siyasetimiz de ilkemiz olan halkçılık, yani milletin bizzat kendi geleceğine sahip olması esası anayasamız ile tesbit edilmiştir.! MUSTAFA KEMAL ATATÜRK 1921
 http://www.bizkackisiyiz.com/
|