
Ordularımızın kazandığı zafer, sizin eğitim ordularınızın kazandığı için yol açtı.!
Gerçek zaferi siz,öğretmenler kazanacaksınız.! Bunu başaracağınızdan kuşkum yoktur.! Sarsılmaz bir inançla ben ve arkadaşlarım sizi gözeteceğiz.!
Sizin karşılaştığınız tüm engelleri kıracağız.!
MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
ÖYKÜLERLE ATATÜRK;
ÖLMEYİ TERCİH EDERİZ
General Pershing'in Kurmay Başkanı olan General Harbord Sivas'ta Mustafa Kemal'le görüşürken
der ki:
"Türk tarihini okudum. Milletiniz büyük komutanlar yetiştirmiş, büyük ordular hazırlamıştır. Bunları yapan bir millet elbette bir medeniyet sahibi olmalıdır. Takdir ederim. Ama bugünkü duruma bakalım. Başta Almanya müttefikinizle dört yıl harbettiniz, yenildiniz, dördünüz bir arada yapamadığınız şeyi, bu durumda tek başınıza yapmayı nasıl düşünebiliyorsunuz? Fertlerin intihar ettikleri vakit görülür. Bir milletin intihar ettiğini mi göreceğiz?"
Mustafa Kemal General'e "Teşekkür ederim" dedi. "Tarihimizi okumuş, bizi öğrenmişsiniz. Fakat, şunu bilmenizi isterdim ki biz emperyalist pençesine düşen bir kuş gibi yavaş yavaş aşağılık bir ölüme mahkum olmaktansa babalarımızın oğulları olarak vuruşa vuruşa ölmeyi tercih ediyoruz."
General ve arkadaşları sezsizce ayağa kalktılar.
"Biz de olsak böyle yapardık!" dediler.
F.Rıfkı Atay, Çankaya

 GÜNAYDIN
GÜNAYDIN DOSTLAR...
BU ARALAR PEK İŞTAHSIZLIK HAKİM İÇİMDE.NE YESEM, NEYE BAKSAM TATSIZ TUZSUZ...
VE, KİME EZİNÇ'LİĞİMDEN BAHSETMEYE SEĞİRSEM, AYNI EZİNÇ SIZILTILARI HAKİM, HEMEN, HEMEN...
MİSAFİRLİKTE YER YADIRGANMALARI GİBİ BİR ŞEY...
YATTIĞIM, DOLANDIĞIM GEZİNDİĞİM HER YER SANKİ DİKEN BAĞLARI, BENİ, DÜŞÜNCELERİMİ TIRMALIYOR...
ETRAFIMDA, SANKİ BEDENİ BEDENİMLE UYUŞMAYAN, VE MECBUR TUTULUP GİYDİRİLMEYE ÇALIŞILAN BENİM OLMAYAN DÜŞÜNCE GİYSİLERİ MEVCUT...
ÇIRILCIPLAK DOLAŞIRIM DA GİYİNMEM BEDENİME UYMAYAN GİYSİLERİ DİYENLERİN SESSİZ ÇIĞLIKLARI ARASINDA, HALA, KENDİ UYGUN GİYSİLERİNİ GÖNÜL SANDIKLARINDAN, BİR ZAHMET ÇIKARMAYANLARLA SÜRTÜŞMELER YÜZÜNDEN Mİ NEDİR BUNCA EZİNÇ SIZILARI.!?
YOLCULARIN KAPTANLARININ, ADRES DEFTERLERİ Mİ KAYIP Kİ, GİDİLECEK ADRES YOLLARINI BİR TÜRLÜ ÇİZEMİYORLAR.?
BİR BAKSALAR İYİCE YÜREK COĞRAFYALARINA, BİZİM ADRESİMİZ, ATAMIZ,VATANIMIZ, KİTABIMIZ, ÖZ DÜŞÜNCE ROTAMIZ ÇOKTAN BELİRLENDİ ''23 NİSAN 1920'' ANADOLU'YUZ + ANADOLU'LUYUZ TA BEŞİKTEN BERİ.!
BEDENMİN, DÜŞÜNCELERİMİN, YÜREĞİMİN, BİRİCİK TEK GİYSİSİ BU.!
ŞİMDİ'LER DE, NEREDE BU YOLLARIN ÖZ YOLCULARI.!? SORMAKTA, İÇİMDE Kİ ANADOLU AŞIKLARI DİĞER YANLARIM, YANLARIMIZ+ YANDAŞLARIMIZ, SESLERİMİZ NEREDELER DİYE...
SESSİZLİĞE ALIŞKIN OLMAYAN İÇİM, YADIRGAMAKTA OLAN BİTENLERİ, BU YÜZDEN SANIRIM, EZİNÇ HALLERİM, HALLERİMİZ...
O ZAMAN, ÇARELER DE BİZ DE DEĞİL Mİ.?
NE ZAMAN'A KADAR, VATAN'IMIZIN DIŞINDAN HER ÜVEY DÜŞÜNCEYE, PEKÂLÂ DİYECEĞİZ BİZ.!?
BU KADAR MI UFALADIK, İÇİMİZDE Kİ CESUR TÜRK'ÜN ÖZDENLİĞİ, BU KADAR MI, NE KADAR ACİZ KALDIK BİZ.!?
TÜRK HALKINA HİÇ YAKIŞMAYAN, BİZİM TÜRK AYDINLARIMIZA HİÇ UYGUN DÜŞMEYEN BİR TESLİMİYET VAR...
KENDİ ADIMA İNANIN, GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜMDEN UTANIYORUM.!
ETRAFIMIZDA, SÖZDE AYDINCIKLARIMIZIN TÜKETİCİ KONUMUNDA, BİR ÇOK SÖZDE KELİME KİRLİLİĞİNDEN BAŞKA BİR ŞEY YOK.!
İCRAAT YOK....BU YÜZDEN UMUTLARIMIZ EKŞİYOR.!
DOĞRU SÖYLEYENLER İSE DOKUZ KÖY ÖTESİNE DEĞİL DE, BİLİNMEYEN YERLERE KOVULUYOR.!?
ÜRKEK ARSLAN GİBİ KÜKREMEK NE İŞE YARAR.!
TÜRK'ÜN ŞİFASI DA, DERMANI DA, YİNE TÜRK'ÜN KENDİ ELİNDE.!
UMUTLAR, EMEK YÜREKLERİN İÇİNDE.! MAYA TAŞMIŞ KABINDAN, YOĞURMAYA, PİŞİRMEYE, PAYLAŞMAYA GÖNÜLLÜ VATAN İŞÇİSİ+ AŞÇISI YOK.!
NE KADAR MUCİZE SEVER MİŞİZ.....MUCİZE YOLLARINDAN, BEDAVA KAHRAMAN'LARIN YOLLARINI GÖZLER OLDUK....
NE OLACAK, TABİ Kİ BUNLAR YÜZÜNDEN EZİNÇLİK ALDI BAŞINI GİDİYOR.!
EKŞİMEKTEYİZ GÜN GEÇTİKÇE...
YİNE DE HERŞEYE RAĞMEN, UMUT ETMEKTEYİM, BUNCA EZİNÇLİKLER İÇİMİ ISIRGAN MİSALİ DALARKEN...
BENDE DİYEYİM, GÜN DOĞMADAN NELER DOĞAR.!
AMA, DOĞARKEN, ELLERİNİ CEBİNE SOKUP, ISLIKLARLA SAVAŞANLARIN KÖKLERİ DE BİR DAHA BU VATAN DA TUTMAZ DİLERİM.!
HER KASTİ SORUMSUZLUĞUN, ÇOK AĞIR BEDELİ VAR.!
YİNE DE POLYANNA YANIMA SIĞINAYIM BEN...
ÜZÜLME İNCOŞUM ÜZÜLME, BAK GÖRECEKSİN, GÜZEL GÜNLER AĞIR BEDELLERİN HEMEN ARKASINDA.!
BEKLE SEN, GÜZEL GÜNLERİ GÖRECEĞİZ BERABER.!
SAYGI VE SEVGİLERİMLE...

İNCİ % POLYANNA
KUŞ VE KEDİ
Serçecik, serçe tele konmuş
Yüreği pıtır pıtır
Yuvasını bozmuş bir kedi bozuk
Güç kurtulmuş pençesinden
Oturup ağlasın mı?
Serçecik, serçe akıllı kuştur
Düşünmüş taşınmış ağlayacak yerde
Çıkmış koca çınarın en yüksek dalına
Yuvasını yeniden kurmuş.
Pek şaşmış kedi bu işe
Ulaşamayınca o yüksek yere
Öfkesinden kudurmuş.
BİLGİN ADALI
YAŞAMAK DEMEK;
Yaşamak demek durmadan engellenmek demek, engellere durmadan karşı koymak demek. Ne kadar hızlı koşarsanız, o kadar takışırsınız rüzgarla. Koşmayı bilirseniz, rüzgar oyuncağınız olur. Yaşamak bir yük değil de bir zevk olduğu zaman, koşmak bir sevinç, engelleri yenmek bir oyun olduğu zaman her şeyin bir tadı var. Yaşamayı bir oyun diye almak gerekir, kocaman bir satranç oyunu. Oyun oynamaktır yaşamak. Yaşamayı asık suratla karşıladınız mıydı, onu resmen kabullendiniz, imza karşılığı benimsediniz miydi, dünya bir hastaneye, bir delilerevine, bir hapishaneye döner. Yaşamak oynamaktır. Herkes kendi oyununu oynar. Oyununu iyi oynayan kazanır.
Belli bir oyun tutturmadan, kör değneğini beller gibi kendini tekrarlamadan, oyunu sonsuz olanaklar alanı durumuna getirerek... Yaşamayı korkmadan, çekinmeden, yılgınlık göstermeden benimsemek gerekir. Alabildiğine. O zaman dünya bütün gizli, karanlık, bilinmedik köşelerini açar size, dünya sizi içine alır, o zaman dünyayla özdeşleşirsiniz, siz dünyayı biçimlersiniz o zaman, dünya da sizi biçimler.
Çiş yaparken şiir düşünmek, uyku saatlerinde beste yapmak, otobüse yetişirken bir tabloyu tasarlamak, günün olmadık yerlerinde düşünceyle yüz yüze gelmek... Bırakın dünya alsın, götürsün, sürüklesin sizi. Korkmayın yaşamaktan. Dünyamızı kirletenler yaşam kaçkınlarıdır. Dünyayı yaşanası bir yer olmaktan çıkaranlar, dünyayı bir yiyim alanı durumuna getirenlerdir. Ne kazanırlar? Hiç. Siz siz olun sömürmeyin dünyayı. Dünya bir sevgilidir, bir vurgun yeri değil.
Nice kapkaççılar geldi geçti. Dünya korumadı onları. Aralarında en yüce işleri yapar görünenler vardı. Aralarında ressamlar vardı, şairler, heykelciler vardı. Sözde sanatçılar. Dünya onları denemiştir, o kadar. Onlara fırsat vermiştir dünya. Dünya, bir elim dünyada, bir elim cennette olsun isteyenleri harcar. Dünya dünyalıları sever ancak. Oyununu iyi oynayanları, yılmadan oynayanları. Kısa yollardan varamazsınız dünyaya. Yürüyün, köşeyi dönün, işte hemen orada... Olmaz öyle şey! Dünya elimizin altındadır bir bakıma, bir bakıma ne uzaktır, ne çetin yollardan geçerek gidebilirsiniz dünya denen kente. Dünya kendini sevene açar kollarını, dünya binbir güzelliğini yalnız sevgililerine duyurur, adım adım, damla damla. Dünyayı bir orospu, kendini de hızlı mı hızlı bir zampara görenler, yiyip yiyip doymamış oburların sık sık düştüğü eksiklik duygularını, boşluk duygularını yaşarlar.
Yaşamak demek, kendine bir oyun seçmek demek, bu oyunu iyi oynamak demek, sonuna kadar oynamak demek. Ancak, yaşayan bir tanrı anlamlıdır; sonsuz, sınırsız, yaşamayı aşkın bir tanrı saçma düşer. Yaşayan bir tanrı da kendinde çelişiktir.
Ya tanrısınız ya da yaşarsınız, yolu yok! Dünyamız tanrılarını eledi, şimdi kalburda insanlar var. Yaşayarak oynamak, oynayarak yaşamak. Sanat bir oyundur, aşk bir oyun. Oyununu iyi oynayan kazanıyor. Oyun bir araç değil, bir amaçtır. Oyun araç olduğu zaman insan bir orospu durumuna düşer, bu da yer bitirir yaşamayı, yaşamayı anlamsızlaştırır, yolundan döndürür.
Şiir yazarken oyun oynarsınız. Büyük şair olmak için yazdığınız bütün şiirler fauldür. Şiirinizi iyi yazarsınız, siz oyununuzu iyi oynarsınız, şairlik bunun zorunlu sonucu olarak kendini gösterir. Sözlüğü açın da şiir kurmaya kalkın hele, hele başka şairlere özenin, hele siz de onlar gibi yazmak için kalemi elinize alın, dünya gülünç eder sizi. Herkes kendi oyununu oynayacak, üstelik iyi oynayacak. Dolandırıcı mısınız? Belediye sarayını garibe iki bin liraya satacaksınız. Ressam mısınız? Hiç yapılmamış resimler yapacaksınız. Size oyununuzu eksiksiz ve eşsiz bir biçimde oynamak düşer. Niçin? Hiçbir şey için değil, yaşamak için, yaşamış olmak için.
Dünyaya kendini karşılıksız bırakmış insanlar hem gönlünde mümkün bütün güzellikleri duygu diye, düşünce diye, sevinç diye, acı diye, tutku diye yaşayan, hem dünyaya, nesnel yaşama bütün bu duyguları, bu düşünceleri özgün güzellikler olarak ekleyen insanlardır. Dünya kıskançları, korkakları, sakınıkları, pısırıkları, sömürgenleri eliyor. Eleyip de ne yapıyor? Daha ne yapacak, yapma bir cennette hiçbir şey olamamışlık duyguları içinde yaşatıyor. Daha ne yapsın.! Dünya onların ağzının ortasına kütük gibi pürolar yerleştiriyor, ellerine iyi damıtılmış içki bardakları veriyor, yanlarına süs köpeklerini andıran metresler yolluyor, dünya onları üç yüz kelimenin içine hapsediyor, dünya onları şiirsiz, müziksiz, sevinçsiz, tutkusuz bırakıyor. Daha nasıl cezalandırsın onları dünya kendinde yaşatmıyor da cennette yaşatıyor. Oh, diyeceksiniz, adama bak, cenneti beğenmiyor, uzanamadı çünkü cennete. Eğer böyle diyorsanız ve de cennette değilseniz yuh size.! Yaşamayı bilmeyenler bari dünya cennetiyle örtülmeyi, dünya cennetine gömülmeyi bilsinler. Arafatın tepesinde dut gibi kalmak yok bu dünyada.
Yaşamak, bütün engellere rağmen oyununu iyi oynamak demek.
Soyut, Mart 1974, Sayı:68
AFŞAR TİMUÇİN
 
http://www.bizkackisiyiz.com/

|